Author Topic: Baran (Yağmur) - 2001 - İran Filmi  (Read 3887 times)

0 Members and 1 Guest are viewing this topic.

iranfilmleri

  • Admin
  • Advanced Member
  • *****
Baran (Yağmur) - 2001 - İran Filmi
« on: 27 April 2013, 21:07:49 »


Yapım: 2001 - İslami İran
Tür: Dram, Macera, Romantik
Süre: 94 dakika
Yönetmen: Majid Majidi (Macit Mecidi)
Oyuncular: Hossein Abedini, Hamid Aghazi, Hossein Mahjoub, Abbas Rahimi, Zahra Bahrami
Senaryo: Majid Majidi,
Yapımcı: Majid Majidi, Fouad Nahas
Dil: Farsça, Azeri Türkçesi
Altyazı: Türkçe

Fragman

Trailer for "Baran"


17 yaşındaki Azeri Latif, Tahran'daki bir inşaatta ameledir. Aynı inşaatta kaçak olarak çalışan bir Afganlı iş kazasında yaralanınca Latif'in hayatı da beklenmedik bir yön alır. Sakatlanan işçinin yerine oğlu Rahmet çalışmaya başlar. Kalabalık ailesini geçindirme derdindeki bu çekingen genç, bir süre sonra istemeden de olsa Latif'in kantindeki işini elinden alır. O andan itibaren Latif, Rahmet'e karşı büyük bir kin beslemeye başlar. Ancak bu büyük kin, bir sırrın açığa çıkmasıyla büyük bir sevgiye dönüşecektir..

Filmi izlemek için BURAYA tıklayın

iranfilmleri

  • Admin
  • Advanced Member
  • *****
Baran (Yağmur) - 2001 - İran Filmi - Yorumlar
« Reply #1 on: 27 April 2013, 22:27:46 »
Filme yapılan yorumlar

Baran

Tanıklık bilmek demekti. Kalplerde olanı bilmek ise ağır bir yük . . .*

Gelin birlikte, Majid Majidi'nin gözünden İran'lı bir gencin nasıl aşık olabileceğine tanıklık edelim.

Baran yağmur demektir, ıslatır karşısına çıkanı. Yürek ıslatır bu filmde, sağanak sağanak akar damlalar kim olduğuna bakmadan. Her yağmur sonrası güneş doğar mı?

Bir inşaat, yasak olmasına rağmen izinsiz çalıştırılan Afganlar, genç bir çocuk ve umutlar. Latif 17 yaşındadır ve Tahran'da bir inşaatta getir-götür işlerine bakmaktadır. Patronundan zorla sadece maaşının küçük bir kısmını alabilmektedir. Buna rağmen gizlice para biriktirmeye çalışır. Bir gün Afgan işçisi Najaf inşaattan düşerek sakatlanır. Mültecilik zordur, geçinmek, para kazanmak zordur bu nedenle oğlu Rahmat'ı gönderir inşaata. Rahmat'ın yaşı küçük, bedeni narindir. Ağır işlerde çalışır önce ama sonrasında asi Latif'in işi verilir ona. Latif kindarlığıyla eziyet etmeye çalışsa da gerçeğe şahit olur bir gün. Sırrın kahramanı Rahmat'tan başkası değildir. Bu sırla değişir Latif, hırslanır, başkalaşır.

Fazlası: http://iranfilmleri.blogspot.com/2012/08/baran.html

iranfilmleri

  • Admin
  • Advanced Member
  • *****
Baran (Yağmur) - 2001 - İran Filmi - Yorumlar
« Reply #2 on: 27 April 2013, 23:23:37 »
ekşisözlükten yorumlar

2001 yılında yönetmeni majid majidi'ye 9 uluslararası 9 da ulusal olmak üzere toplam 18 ödül kazandırmış filmdir. sovyetlerin afganistanı işgal etmesiyle binlerce afgan irana sığınır. iran sınırlarında yaklaşık bir buçuk milyon afgan yaşamaktadır. yeni doğan nesil ülkelerini hiç görmemiştir. kimlikleri olmayan afganlar inşaatlarda düşük ücretle kaçak amele olarak çalışırlar. film bu inşaatlardan birinde çalışan latifin ancak bir doğulu oluşuyla açıklayabileceğimiz akıl almaz aşkını konu alır. yürek parçalar. bencilliğin tavana vurduğu bir zamanda sık sık "biraz ekmeğim var benimle paylaşmak ister misin?" diye soran insanlara rastlamak, filmde bile olsa insanı şaşırtır.

ayrıca izlenmeden evvel dvd kapağında yazanları okunma gafletinde bulunulmasın sakın. en güzel sürprizlerden birini çaat diye söylemekten hiç çekinmemişler çünkü. ben bile söylemedim yani kendimi tutup. bulun, izleyin.

http://eksisozluk.com/entry/8453707

cennetin çocukları tadında bir mejid mejidi filmi.

cennetin çocuklarında, çocuk güzellemelerine vurulmuştuk, bu filmde de kocaman bir aşk olgusu kalbizimize hançeri vuruyor.

yağmur damlası kadar hafif,güzel,yalın bir film.

http://eksisozluk.com/entry/9820341

hüzün, yosulluk, trajediler bir yana, aşkın tanımının ustaca hayat bulduğu film,
bu filmden sonra tek yapabildiğim, daha doğrusu aklıma gelen ilk cümleyle yorum yapıyorum...

''aşk insanı insani olarak güzelleştirir.''

ve bana göre en çarpıcı örnekte yarım içtikten sonra yarısı kalan su bardağını, bitkiye dökmek, bu değişimin en büyük göstergesidir. (filmdeki sahnelerden biri.)

http://eksisozluk.com/entry/29012759

hossein abedini'nin devleştiği filmdir. "aşık olunacak erkek kimdir ?" sorusunun cevabı olmuştur.

güney azerbaycan insanlarının fakir ve mütevazı yaşamını, ekmek parası için çektikleri eziyetleri, afganların aslında ne kadar bahtsız insanlar olduğunu görürsünüz. güney azerbaycanlı türk yönetmen mecid mecidi'nin en güzel filmlerinden biridir. zaten kendisinin olmamış denecek bir filmi yoktur.

http://eksisozluk.com/entry/29451656

iranfilmleri

  • Admin
  • Advanced Member
  • *****
Baran (Yağmur) - 2001 - İran Filmi - Yorumlar
« Reply #3 on: 27 April 2013, 23:31:10 »
‘Baran’; Fıtratın dili

Sanatta ancak fıtrata uygun olanın gönülleri fethedeceğini sezecek kadar bilge, taşmış da durulmuş ırmaklar kadar berrak ve sakin. Bir o kadar derin. Şatafatsız, şaşaasız. İddiasızlığında ihtişamlı.

İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin filmi “Baran”, hayatın sert yanına çevrilmiş bir masal ışıldağında küçük sahneler üzerinden akıtılmış aşka dair büyük bir hikaye. Hazin ve zengin. Rikkatli bir doğu dili.

“Sinema Dili” diye bir ara başlık açmak niyetinde değilim. Sadece zannımca, münferit parıltılarına rağmen kesintisiz ırmağının ortak dilini bir türlü bulamamış Türk sineması gibi romanının da yitik malını sahiplenir gibi sahiplenmesi gerekenin böyle bir dil olduğunu işaret etmekle iktifa edeceğim. Şarkın bilgeliğinde halin dili.

O dil ki, tepeden tırnağa aşk olan bir hikayede kahramanlar bütün şunları kimi taşarak kimi sızarak ayan beyan söylüyorlar. Ama erkek olan aşka dair tek kelime etmeden, kadın olansa değil kelime etmek sesini bile işittirmeden.

Erkek (Her sahnede/Her haliyle)

Sen geldin. Benim eziyetim dokundu sana. Ama bağışla, senin sen olduğunu bilmiyordum. Ne zaman ki öfkemin üzerine indi yağmur. O zaman duruldum.

Sen saçlarını tararsın. Ben seni, puslu aynanın içinde bir resim, ağır ağır uçuşan perdenin üzerinde bir gölge olarak fark ederim. Masal keser dört bir yan. Seni yeşiller içinde bir cennet çiçeği velvelesinde ilk kez gördüğümde, sen o musun, diye sormam bile. Bilirim ki rengini gizlesen kokunu saklayamazsın, perdeni çeksen ışığını boğamazsın. Benim gördüğüm benim rüyamda kalır. Senden şüphelenmek yerine çimento yanığı göz bebeklerimden şüphelenmeyi yeğlerim. Fark ederim aynanın sırtındaki sırrı. Eksiğim gibi durduğunu. Güvercinlerin kanat sesleri inşaat işçilerinin yanık türkülerine karışırken fıtratın dilinde işlemeye başlarım. Bir yanımdan sakinleşir ama bambaşka bir yanımdan taşarım.

Bir başka aynada tanırım kendimi. Bundan böyle hoş-halim. Latifim. Gördüm ya seni görülmek de isterim. Yağmurun rengini ateşte seçerken ne yana gitsen sana dönerim. Çıkarırım alnımdaki kara bağı. Bahtımı ekmeğine bağlarım. Anlamsız varlığım anlam bulur. Başkalaşırım. Mademki elinin dokunduğu her şey, bir bardak çay, iki parça şeker olsa bile. Harikulâde bir şey.

Çamura saplanmış kara lastik pabucun bütün masallardaki kristallerden daha varlıklıdır. Ama yokuşun dik senin, yükün ne kadar ağır. Senin taşıdığın benim belimi büküyor. Sen ezilme, bel verme diye her şeyden vazgeçebilirim. Sarı bir sayfanın resmiyeti üzerinden kazınan vesikalık bir fotoğraf gibi bir anda kimliksiz kalabilir, ismim gibi cismimden de geçebilirim.

Kadın (Sadece Bir Sahnede/Peçesini indirmesiyle)

Daha düne kadar yüzüm açıktı sana. Aramızda masumiyet ihlaline dair bir hece yoktu. Çünkü senin farkında olmadığım gibi benim farkımda olduğunun da farkında değildim. Ama şimdi bir bilmek halindeyim ki yüzüm, keskin inen bir satırın gürültüsünde, her şeyi karanlığa boğan bir perdenin düşüşü kadar ani ve kesin, senin yüzüne kapalı bundan böyle.

Çünkü beni fark ettiğin anda ve bunu benim de bildiğim anda ne senin senliğin ne de benim benliğim kalır. Geriye sadece içimizde taşıdığımız Âdem ve Havva ve aramızdaki ezel olasılığı kalır. Bu yüzden şimdi sadece yüzümü değil kalbimi de her an izleyen bir çift göze dair terbiyeyle, aramıza bir uçurum koyuyorum. Senden kaçıyor, kendimi senden gizliyorum.

Ama. Aşkın koşulanda değil kaçılanda, açılanda değil kapananda olduğunun da bilgisindeyim. Peçemi örterek açıyorum sana kapılarımı. Dahası ezeli bir bilginin ürpertisi yüzüme sinerken aramıza bir senlik ve benlik davası sokuyorum. Seni ben karşısında tanımlıyorum yani. Sana yer veriyor, baha biçiyorum. O dairede kendimi tamamlıyorum. Senden gizlenerek seni sen, beni ben yapıyorum. Böylece benim için taşıyabileceğin bütün anlamların farkında olduğumu da beyan ederek benim kadın senin erkek olduğumuzu yüzüme indirdiğim şu peçede aşikâr ediyorum. Bu halimle seni bir mümkün olarak gördüğümü itiraf ediyor, senle ben arasındaki bütün ihtimallere evet diyorum.

Nazan Bekiroğlu

iranfilmleri

  • Admin
  • Advanced Member
  • *****
Re: Baran (Yağmur) - 2001 - İran Filmi
« Reply #4 on: 27 April 2013, 23:51:26 »
sinemalar.com'dan yorumlar

Sovyetler birliği tarafından işgal edilen Afganistan'da, Sovyetler 10 yıl sonra geri çekildiğinde her müslüman ülkeye yapıldığı gibi ülkenin eski haliden eser kalmamıştı, ardından Afgan halkının kendi arasında bölünmesi ile başlayan iç savaş, Taliban rejiminin zalim saltanatı ve 3 yıllık kuraklık doğal olarak Afgan halkının ülkesinden uzaklaşmasına yol açtı. Ülkeden uzaklaşan halk soluğu İran'da aldı. Burada zor şartlar altında hayata tutunmaya çalıştılar, yeni neslin büyük bir kısmı İran'da doğdu ve ülkelerini hiç görmediler.''

Bir gün küçük bir Afgan çocuğu, bir yakını ile inşaatta çalışmak için işçi başının yanına gelirler, uyanık ve paragöz işçi başı küçük Afgan çocuğu kaçak işçilere yasak olmasına rağmen çalıştırır verilen ilk iş ağır gelince Latif'in çaycılık işi ile çocuğun işi değiştirilir. Latif buna çok bozulur ve çocuğa kötü davranmaya başlar daha sonra Latif'in bu çocuğun bir sırrını öğrenmesi ile ona ve onun etrafındaki Afgan insanlara bakış açısı değişecektir.
 
Latif'in bu insanlara karşı umursamaz ve alaycı tavrını, inşaatta çalıştığı sırada dördüncü kattan düşen Afgan Necef'e, yardım eden insanlara yönelip şu soruları sormasından anlıyoruz.

Latif: -Ne olmuş?
İşçi: - Dördüncü kattan aşağı düşmüş.
Latif: Paraşütsüz mü atlamış?
 
Film Afgan halkının yaşadığı zorluklara ve uğradığı haksızlıklara değinerek, insanların bakış açılarının değişmesi gerektiğini vurgulamış bunuda filmdeki asıl kahramanımız Latif üzerinden yapmış Latif'in Baran'a duyduğu ilgi onu Afgan Halkını anlamaya ve yardım etmeye sevk ediyor, ben filmi ve anlatmak istediklerini doğru bulup, filmi beğendim...

yazar: kamelyaa

---

'Ayrılık öyle bir ateştir ki, alevi yürek yakar.'

Latif, Afgan bir ayakkabı tamircisinin yanındadır. Bu sözü, çorabını almak için içinde ateş olan tenekenin içine elini sokunca duyar.
 
Aşkı belki de en güzel İranlılar yazmıştır. Yine bir İranlı olan Majid Majidi aşkı yönetmiştir.
 
Velhasıl, aşkı okyanus ortasında batmayan gemilerde aramamak lazım. Zengin kız fakir erkek edebiyatından terk-i mekan eylemek lazım. Aşk zenginleştikçe insan fakirleşmez mi zaten?
 
Hem Afgan dramına da pek dikkat etmedim. Latif' in gözü Rahmet' ten başkasını görmeyince, bizim gözümüz de onun aşkından başka ne görebilir ki?
 
Majid Majidi' nin aşk gibi ölüm gibi temaları ürpertici, tek kelimeyle ürpertici!

yazar: kan ve inanç

---

Majid Majidi'nin bir süper filmi daha.

İran sinemasının hemen hemen tüm özelliklerini bu filmde de görebileceksiniz. Aşırı gerçekçi, saf, doğal ve felsefî...
Filmin konusu çok ilginç olmasa da Majidi öyle bir süslemiş ki, hayranlıkla izliyorsunuz. İnce ince ayrıntıları vahim bir şekilde gözler önünde sermiş. Bu ayrıntılardan dolayı filmleri toplumsal-gerçekçi filmler kategorisine girmektedir. Örneğin bu filmde çocuk işçiler, Afgan mülteciler, ağır işlerde çalışan kadınlar, göç, ekmek, aciziyet gözler önüne seriliyor.

Filmde çok zekice, ince nüansla işlenmiş metaforik sahneler de var. Sakat bir adamın kocaman bir çukurun yanından geçmesi, filmin kahramanı Latif'in kandırma yoluna başvurması ama yanılması, Baran'ın memleketine dönmesi sonucu ardında baranın (yağmur) yağması... Bundaki derin anlamlar uzun uzun konuşulabilir.

Film bir kültür mozağiği de barındıyor içinde. İran'da yaşayan Azeri Türklerinden, Kürtlerden, Afganlardan bir şekilde bahsediyor Majidi. Bir Türk türküsüyle, bir Kürt mizacıyla, Afgan farklılığyla süslüyor filmi. Hayranlık uyandıracak şekilde.

yazar: hijyenik

---

Baran, Latif'in gönlüne düşen rahmetti Rahman'dan;
Rahman'ın Latif'e lütfuydu sonsuz letafetinden.
Latif ki muzır bir latife idi rahmetten önce,
Rahmetten sonra bir latif bir letafet ki sorma..!
Ta ki, gönlüne rahmetin düştüğü yere kadar yüceldi.
Bir sevda böylesine ihya edebilir mi ki bir gönlü..?
Öylesine bir aşk ki gönlü latifleştiren ve dahi Latif'in gönlü..
Öyle bir aşk ki sevdaya dair edilmemiş tek cümle,
Ama her cümlede ve her susta alabildiğine sevda saklı..
Bir sevdaydı bu velhasıl; ezelinde ezeli, ebedinde ebedi..
Latif'in, sevdasıyla yücelen, o koca gönlüne sığmayan;
Baran'ın geride bıraktığı o küçücük, çamurdan kalıba sığan...

yazar: akcabardak

---

Bir aşk hayal edin…
Ama öyle bildiğiniz Hollywood aşklarından değil. Renkli, gösterişli, pahalı hiç değil.
Öyle bir aşk ki aşık ile maşuk tek bir kelime etmiyorlar hikaye boyu.. Ah keşke diyor insan, tek bir lafız, bari sonunda her şeyin bittiği noktada ama yok…

Fazlasıyla sıradan, alabildiğine bilindik… Ama bir o kadar da dolu. Dolu ve duru bir hikaye…
İşte Baran tam da böyle bir film. İranlı başarılı yönetmen Majid Majidi bir kez daha göz doldurmayı başarıyor bu filmiyle. Aynı Cennetin Çocukları, Allah'ın Rengi ve diğerlerinde olduğu gibi aykırılığıyla büyülüyor bizleri…
Zaten sloganı görünce insan durup bir düşünüyor…"Çamurdaki ayak izini dolduran aşk: Baran" izlenesi bir film diyor kişi…

Teknik açıdan çok beklentiye girmeyin karşınızda İran rejimi var çünkü.. Afgan göçmenlerin hikayeleri var. Aşkın hüznü yetmezmiş gibi bir de insanlık dramı var. Anlayacağınız duygulandırıyor bu film insanı durduk yere.
Biraz Hollywood sömürgesinden uzaklaşmak, bilindik diyarlarda gezmek isteyenler için dedik ya izlenesi bir film; BARAN…

yazar: dahmetbeyoğlu